E-MAIL LİSTEMİZE ABONE OLUN
Kampanya ve indirimlerden önce siz haberdar olun
E-Mail Adresiniz
ZEN VE ROMANDA BİR HİKÂYE YARATMA SANATI

Alan Spence’in romanının gerçek hayattan alınmış anlatıcısı Fuji Dağı’nın gölgesinde yaşayan, ilhamını dağlardan aldığını söylüyen bir Zen keşişi.

Bu arada Spence’in kendisinin de yazınsal ilhamını Japonya’dan aldığı söylenebilir. Sadece dağlarından değil aynı zamanda ülkenin nehirlerinden, insanlarından, ruhlarından ve kültüründen. Yavaş yavaş ruhani ilgisi çalışmalarına işlemeye başladı ve Gece Kayığı ile kendini tamamen on sekizinci yüzyıl Japonya’sına ve bir gün ülkenin en muteber ruhani rehberlerinden biri olacak çocuğa teslim etti.

 

Açılışı ve kapanışı aynı cümleyle yapılan Gece Kayığı şöyle başlıyor: “Çocukluk adım İwajiro’ydu ve cehennem kapılarından ilk geçişimde sekiz yaşındaydım.” Öldüklerinde günahkârların maruz kalacağı ateşli işkenceleri anlatan bir keşiş tarafından korkutulan küçük İwajiro, annesi onu adanmış bir keşişin ateşten yara almadan geçişini gösteren bir kukla gösterisine götürene kadar teselli bulamaz. O noktada çocuğun hayattaki yolu netleşir: meditasyonun gücü böyle mucizeler yaratabiliyorsa o da kutsal bir adam olacaktır.

 

“Düşünerek anlayamazsın, düşünmeyerek anlayamazsın”

Kendi canlı otobiyografisinden İwajiro’nun uzun hayatının ana hatlarını kopyalayıp bazı cazip boşlukları dolduran Spence çok sıradışı bir roman yaratıyor. Bu kitap kısmen bir hacının gelişimi ama aynı derecede de İwajiro’nun hikâyesi ve Spence’in yetenekli kahramanının yazdığı bir dizi haiku ve şiir yoluyla ortaya çıkan, Zen inancının derinliklerini aydınlatan yazınsal bir adanmışlığın ürünü.


alan spence gece kayığı

Bunlara cevaplanması aylar ya da bir ömür alabilen bir çeşit ruhani bilmece olan koan’lar ekleniyor. Anlatıcının şikâyet ettiği gibi: “Başım bir koçbaşıydı. Koan ise sağlam meşe bir kapı.” Ve İwajiro’nun kısa sürede keşfettiği gibi Zen her şey olabilirdi ama basit değildi: “Düşünerek anlayamazsın. Düşünmeyerek anlayamazsın. Kavrayarak anlayamazsın. Kavramayarak anlayamazsın.” Bu tip zihin bulandıran çelişkiler sadece İwajiro’ya değil okura da azap veriyor.

Varolmak acı çekmektir

İwajiro, Ekaku –Bilge Turna– adını alarak keşişliğe kabul edilip aydınlanmaya giden meşakkatli yola koyuluyor. İhtiraslı ve düşünceli bir gençken bütün oğlanlar gibi bacaklarının arasındaki “ejderha” dediği şeyle mücadele etmek zorunda kalıyor. Fiziksel arzusunu bastırmak, temel prensipleri Dört Yüce Gerçek olan müritlerden terk etmeleri istenen şeylerden sadece biriydi: “Var olmak acı çekmektir, dedi ihtiyar keşiş. Sebebi arzudur. Arzuyu fethetmek için Buda yolunu takip etmelisiniz. Başka yol yoktur.”

 

Bütün öğrenciler gibi Ekaku da yeminini eder: “Duyarlı varlıklar sayısızdır. Onları kurtarmaya yemin ederim.” Bu önerme hayatının geri kalanı için rehberi olacak ve yükselip irfanı öğrencisi olmaya hevesli binlerce müridi çeken, kendi çağının ve diğer bütün çağların en saygı gören Budist öğretmenlerinden biri haline gelecektir.


fuji dağı gece kayığı alan spence


Ekaku’nun cehennem korkusu

Tarihsel bir romanın düzen ya da hilelerinin hiçbirini kullanmayan Gece Kayığı çekici bir yalınlıkla yazılmış. Spence karakterleri bugün yaşıyorlarmış gibi yazıyor; konuşmaları modern ama yaşadıkları çağ ile uyumsuz değil, hikâyenin arka planı hesaplı ve zahmetsiz bir atmosferle resmediliyor. Keşişlerin tapınağının üstündeki Fuji Dağı patlıyor ancak Ekaku gitmeyi reddediyor ve meditasyon yapmaya devam ediyor. Etrafındaki her şey yansada o mucizevi şekilde kurtuluyor ve çocukluktan gelen cehennem ateşi korkusunu arkasında bırakıyor.

 

Gece Kayığı az bulunur bir anlatı ve felsefi eğitim karışımı. İnsan alışıldık bir roman olduğu kadar manevi bir el kitabı gibi de olduğunu hissediyor. Ancak mizah da var ve Spence keşişlerin ve öğretmenlerin etkileşimini resmetmekte, gerçekçi tonun yüksek dini tecrübe ile zıtlaştığı pasajlarda başarılı. Ama bu okur için en güçlüsü ülkenin kendisinin ve Ekaku gibi bir keşişin onun içindeki yerinin tasvir edilişiydi. Bu tip pasajlarda ülkeyi Batı’daki herhangi bir yer gibi manen çorak ve zayıf gösteren Spence hiç de duygusal değil. Bu şartların karşısında Ekaku’nun karakteri bütün önemini ortaya koyuyor.


Kaynak: http://www.heraldscotland.com
Görsel: https://tigerxu.wordpress.com
Oluşturulma Tarihi : 29.07.2016
Bu yazıyı paylaş:
Çok Okunanlar
ŞİMDİKİ ZAMANIN İÇİNDE
ŞİMDİKİ ZAMANIN İÇİNDE
12.00 TL
8.40 TL
ASLANLARI UYANDIRMAK
ASLANLARI UYANDIRMAK
25.00 TL
17.50 TL
BOZUK PUSULA
BOZUK PUSULA
19.00 TL
13.30 TL
BİR VARMIŞ ÖTESİ YOKMUŞ
BİR VARMIŞ ÖTESİ YOKMUŞ
20.00 TL
14.00 TL
ADAM’IN DİRİLİŞİ
ADAM’IN DİRİLİŞİ
26.00 TL
18.20 TL
KOMPLİKASYONLAR
KOMPLİKASYONLAR
30.00 TL
21.00 TL
2050
2050
14.90 TL
10.43 TL
TEK DOKTOR
TEK DOKTOR
34.00 TL
23.80 TL
Benzer İçerikler